İklim Değişikliğine Dinazorların Yok Olması Işık Tutacak

Dünya’nın yüzeyinin an itibari ile sadece %13’ü kayadan oluşmakta ve bu durum ise büyük bir yok oluşa sebep olabilir.

National Geographic’in yayınladığı araştırmayla, 66 milyon yıl önce dinozorları yok eden asteroide dair elde edilen şok bulgular, söz konusu felaket ihtimalini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Uzaydaki diğer cisimlere göre Dünya çok büyük bir yer olmayabilir, ancak bu durum büyük bir boşluk içerisinde periyodik hareketlerle salındığımız gerçeğini değiştirmiyor. Bu salınım, bizi yabancı cisimlere karşı açık bir hedef haline getiriyor. Hatta her yıl yüzlerce küçük astroid, atmosferimize girip yanıp kül olabiliyorlar. Tabi bu cisimlerden çok daha büyükleri de var ve bize doğru gelmemeleri için hiç bir nedenleri yok. Daha önce buna benzer olaylar yaşamış bir gezegen üzerindeyiz.

Günümüzden 66 milyon yıl önce, bugün Meksika’nın Chicxulub kenti olarak bildiğimiz bölgenin yakınına 12 kilometrelik çapa sahip bir asteroid çarptı.Çarpışmanın etkisiyle oluşan şiddetli depremler ve dalgalar ilk etapta yaşamın büyük kısmını yer yüzünden sildi. Ancak etkisi bununla sınırlı değildi. Atmosfere salınan zehirli gazlar, 10 yılı aşacak bir küresel kış mevsimini beraberinde getirecekti. Yıllar süren felaketler dizisi sonucunda yeryüzündeki yaşamın 4’te 3’ü dinozorlarla beraber yok oldu.

 

Yeni bir araştırma yıllar süren küresel kışın atmosferdeki ortalama sıcaklık değerlerinin 8 derece gerilediğini ortaya koydu. Ancak eğer bu dev göktaşı başka bir bölgeye çarpsaydı, belki de bu kadar uzun süren bir kış, açlık yaşanmayacaktı. Yani güneş ışığına engel olan gaz tabakaları olmayacak, çarpışmada kurtulan dinozorlar besin bulmakta zorlanmayacaklardı. Kısaca asteroid başka yere çarpsaydı, dinozorlar bugün yaşıyor olacaklardı. İşte araştırmanın en can alıcı keşfi de bu nokta oldu.

NASA Araştırma Müdürü Paul Chodas, “İlk Felaketin büyüklüğüne bakıldığında, kitlesel yok oluşun ihtimalinin çok zayıf olduğu anlaşılıyor. Dinozorların tamamen yok olmaları için daha şiddetli ve uzun süreli felaketler gerekiyordu. Bu konuda ne kadar şanslı olduğumuzu vurgulamak gerekiyor. Ancak bunun bir ölçüsü var” diyor.

 

Araştırmanın baş yazarlarından Kunio Kaiho, Chicxulub’un bölgesinden atmosfere salınan gazları bugün taklit etmeye kalksak, siyah karbon kullanmamız gerektiğini söylüyor. Şiddetli çarpışmanın etkisiyle gaz haline gelen dev kayalar, katı haldelerken ancak kapalı bir basketbol stadyumu kadar yer kaplıyorlardı. Gaz haline gelmeleri çok ince partüküller halinde uçuşmalarıyla mümkün oldu.

Kürkürt mü karbon mu, suçlu olan hangisi?
Araştırmayla ilgili temel problemler var. Son zamanlarda yapılan bilgisayar simülasyonları ve hesaplamalar, bu çarpışmanın bu denli yüksek miktarda gazı açığa çıkartamayacağını öngörüyor.

Chicxulub kraterinin su altındaki bölümlerinden kaya örnekleri alan, Teksas Üniversitesi’nde görevli olan jeolog Sean Gulick, kurum etkisinin değil, buharlaşmış kükürtü sorumlu tutuyor. Kendisinin geçen hafta yayınlanan araştırmasına göre, gezegeni yeteri kadar soğutmak için 595 ton kükürt gazının yeterli olabileceğini ortaya koydu.

 

Bununla birlikte, bir önceki araştırma olaydaki temel önceliği de kabul ediyor: Asteroid, çarpabileceği en kötü yere çarpmıştı. Çünkü daha önce yaşanan benzer çarpışmaların ayı etkiye neden olmadığı biliniyor. Bugün, Almanya’nın batısında bulunan Bavyera bölgesindeki dev kraterler de bunu gösteriyor. Muhtemelen bu bölgelerdeki kayaçlar, Meksika’daki söz konusu kayaçlarla aynı bileşenlere sahip değillerdi.

Bugün hangi araştırmanın haklı olduğuna bakılmaksızın tüm veriler modern dünyada yaşanmakta olan iklim değişikliğinin sonuçlarına ışık tutabilir. Çünkü 6. büyük kitlesel yok oluş olarak nitelendirilen iklim değişikliği, ilk defa doğal bir şekilde geçekleşmeyecek felaketler silsilesine doğru sürüklüyor.

 

E-mail adresiniz yorumunuzda görünmez. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir